ahmetturkan.gen.tr

HAYATTAN DERSLER

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır

SORU SORAN ADAM

e-Posta Yazdır PDF

İnsan ilişkilerinde dikkat edilmesi gereken hususlardan biri de hiç kuşkusuz soru sormaktır. Soru deyip geçmeyiniz, soru sormak öncelikle bir akıl ve zekâ işidir. Ardından da kültür, görgü, asalet, saygı, sevgi, önemseme gibi birçok özellik devreye girer.
Soru sormak bilgi deryasına kova daldırmaktır. Bunun için ilim bir kuyu ise soru sormak da onun kovasıdır denmiştir.
Nasıl insan ilişkilerinde tanımadığımız bir kişinin kılık kıyafeti ilk planda önem arzediyorsa; bir insanın ne olduğunun ve ne olmadığının göstergesi de sorduğu sorularda kendini belli eder.
Bu sebeple Hz. Ömer, "Kişinin ne derece akıllı olduğu sorduğu sorudan anlaşılır" der. Hz. Peygamber de, "İnsanlar birbirlerine birtakım sorular sormaktan asla vazgeçmeyeceklerdir. Hatta, 'Her şeyi yaratan Allah'tır, fakat Allah'ı kim yaratmıştır?' diyeceklerdir" (Buhârî, "İ'tisâm", 3) buyurur. Bu hadiste Allah'ı bilmenin yolunun soru sormaktan geçtiğini bildirilmektedir.
Soru sormak bir kültür ve kültürlü insan işidir. Sorulan soru kişinin edebini, bilgisini, niyetini, becerisini hatta hayat felsefesini ortaya koyar. Bu yüzden soru

Devamını oku...
 

Peygamberin Gençleri

e-Posta Yazdır PDF

GENÇLİK DEYİNCE akla hemen ‘sorun’ kelimesini getirmek; gençliği ‘sorunları’ ile tanımlamak, herhalde bir modern zamanlar hastalığı. Halbuki bu algının içindeki bir harf eksilse, daha doğrusu fazladan eklenmiş bir harf kaldırılsa, gençliğe dair daha sahih bir tanıma kavuşulmuş olacak.

‘Sorun’ değil, ‘soru’dur gençliği asıl tanımlayan. ‘Sorun’ gibi görünen tarafı da bu sebeptendir. Yaşı daha ileri olanlar dönüp bir kere daha sorgulama ihtiyacı hissetmeksizin mutad bir akış üzere hayatlarına devam ederken, genç soru sorar. Âlemlerin Rabbi, onun bunun etkisinde kalmadan sırf kendi iradesiyle O’nu Rab olarak bilsin; ‘taklidiyle’ değil, ‘tahkikiyle’ Rabbini tanıyıp yalnız ve ancak O’na ibadet edebilsin diye, sormayı ve sorgulamayı ilham eder gençlere. Çocukluktan gençliğe geçerken, her insanın neredeyse ‘elinde olmadan,’ ‘kaçınılmaz bir şekilde’ soru soruyor, hazır cevaplara ise itiraz yöneltiyor olması bu sebeptendir.

Sorusu olan, ikna edici cevaba ulaştığında ancak sükûn bulur, dingin bir ruh iklimine kavuşur. Bu bakımdan, genç deyince akla gelen ‘sorun’lar da, gencin

Devamını oku...
 

Spiritüel Psikoloji ve kişiliğin dönüşümü...

e-Posta Yazdır PDF

Spiritüel Psikoloji söyleşisi 
25 Temmuz 2010 Pazar 12:12
 
Spiritüel Psikoloji ve kişiliğin dönüşümü...
 
Prof. Dr. Robert Frager ile Spiritüel Psikoloji Söyleşisi

Kim Psikolojik Danışmanlık Merkezinde Robert Frager Söyleşilerini gerçekleştiren Amerikalı Psikoloji Profesörü, Ben Ötesi Psikoterapi Enstitüsünün Kurucusu Prof. Dr. Frager, Spiritüel Psikoloji ve özellikle de kişiliğin dönüşümü hakkında konuştu.
 
Freud'a göre 6-7 yaşından sonra değişim diye birşey yoktur.
Son yorumlara göre Freud, psikoseksüel gelişim için de aynı şeyi söylüyor. Freud, psikoseksüel evrelerden bahsetmesine karşın; yetişkinlerin zihinsel olarak değişmediğini söyler. Ben Eric Ericson'un asistanıyken şanslıydım. Çünkü Ericson, değişimin olabileceğini savunan ilk psikologdur. Benim için manevi rehberlik,

Devamını oku...
 

Çocuklarımız ve Gençlerimiz İçin

e-Posta Yazdır PDF

YAZ tatilinde çocuklarımıza ve gençlerimize neler öğretilebilir? Tekliflerimi sıralıyorum:(1)  Osmanlıca öğretilebilir. Kur’an okumasını bilen bir genç, Osmanlıca okumaya bir saatte başlayabilir. Başlayabilir dedim, ondan sonra bir ömür boyu çalışması gerekir.
(2) Bazı gençlere hat dersleri verilebilir. Tavsiyem: Rik’a yazısından değil, doğrudan doğruya sülüsten başlasınlar.  Sıkı çalışırlarsa üç dört sene sonra icazet alırlar ve imza atarak hüsn-i hat yazabilirler. Sanatkâr olurlar, hizmet ederler, para da kazanabilirler.
(3)  Tezhip ve ebru sanatı çok yayıldı. Yine de bazı gençlerimiz ebru ve tezhip dersleri alabilir.
(4) Keşke Çin’den, Kore’den, Japonya’dan çömlek ustaları getirtilse, kurslar açılsa, dersler verilse ve bu sanat da gelişse. Çömlek deyip de geçmeyelim. Japonya’da 800 yıldan beri harika çömlekler üreten atölyeler var.  Bizde çömlekçilik can çekişiyor. Akılımız fikrimiz cep telefonunda… Öyle uyduruk çömlekler, saksılar yapmak değildir bu sanat. Müzelerdeki binlerce yıl önceden kalma tarihî çömleklerin replikaları yapılacak, mühürlü sertifikaları olacak, turistlere ve kültürlü kesime satılacak. Cahillerin, kültürsüzlerin bu sanatı aşağılamaları, alaya almaları onun değerini alçaltmaz.

Devamını oku...
 

Yalanın Şakası Olmaz

e-Posta Yazdır PDF

Alemlere rahmet Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz'in söz, fiil ve takrirlerine (olurlarına) sünnet denir. Bu O'nun hayat tarzıdır. Efendimizin hayat tarzı hayatımızın tarzı olmazsa hiçbir şeyimiz düzgün olmaz. Hiçbir zaman belâ bulutları başımızın üstünden eksik olmaz. Izdıraplar, acılar, felâket ve sıkıntılar dünyamızı zehir zenberek eder. O'na düşman olmak demek, insanın kendisine düşman olması demektir. İç dünyalarında fırtınalar kopanlar O'na düşman olmalarının acısını yaşıyor olmalarındandır.

Oysa O (SAV), bizim gönül sultanımızdır. Varlığımızın sebebidir. İnsanca yaşama O'na sımsıkı sarılmakla, O'na benzemekle, O'nun gibi yaşamakla mümkündür.

Âlemlere rahmetin mübarek nefesinde incileşen, mercanlaşan şu beyanları önümüzü nasıl da aydınlatıyor.

O (SAV), diyor ki:
• Haklı bile olsa çekişip didişmeyen kimseye Cennet'in kenarında bir köşk verileceğine ben kefilim.

• Şakadan bile olsa yalan söylemeyen kimseye Cennet'in ortasında bir köşk verileceğine kefilim.

Devamını oku...
 


JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

REKLAMLAR

Web Site Tasarımı

Yönetim Panelli Website Tasarımlarınız için

0532 307 60 09

 

 

İSTATİSTİKLER

OS : Linux c
PHP : 5.3.29
MySQL : 5.7.43
Zaman : 07:18
Ön bellekleme : Etkisizleştirildi
GZIP : Etkisizleştirildi
Üyeler : 31076
İçerik : 1261
Web Bağlantıları : 2
İçerik Tıklama Görünümü : 3032701