Hizb Nedir?

Sözlükte bölük, grup anlamına gelen hizb kelimesi terim olarak Kur’an’ın bölümlere ayrılması demektir. Sahabe döneminden beri Kur’ân-ı Kerim'i düzenli ve devamlı okuyan Müslümanlar, günlük okunacak bölümleri, sûrelerin uzunluklarını göz önüne alarak ayırmışlar, bu ayırmaya “tahzîb” (bölümlere ayırmak), her bölüme de “hizb” demişlerdir.

 İlk bölüm üç suredir: Bakara, Al-i İmran ve Nisa.

İkinci bölüm beş suredir: Mâide, En‘âm, A‘râf, Enfâl, Tevbe.

Üçüncü bölüm yedi sûredir: Yunus, Hûd, Yusuf, Ra‘d, İbrahim, Hıcr, Nahl.

Dördüncü bölüm dokuz sûredir: “İsra, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiya, Hac, Müminûn, Nûr, Furkan.

Beşinci bölüm on bir sûredir: Şuarâ, Neml, Kasas, Ankebût, Rum, Lokman, Secde, Ahzâb, Sebe’, Fâtır, Yâsîn.

Altıncı bölüm 13 sûredir: Sâffât, Sâd, Zümer, Mü’min, Fussılet, Şûrâ, Zuhruf, Duhan, Câsiye, Ahkâf, Muhammed, Fetih, Hucûrât.

Kıraat: Kur’ân-ı Kerim’i tecvîd kurallarına ve tekniğine uygun olarak okumak demektir Kur’ân-ı Kerim, üç mertebe üzere okunur:

Bunlar; tahkîk, tedvir ve hadr'dır.

  1. a) Tahkik

Sözlükte hakkını vermek, tasdik etmek ve bir şeyin hakkını artırıp eksiltmeden yerine getirme konusunda özen göstermek demektir. 

Kur’ân’ı her harfin hakkını vererek, medd-i munfasılları dört elif miktarı çekecek şekilde gayet ağır bir ahenk ile okumaktır. Tahkik, hız bakımından kıratın en yavaş şeklidir. Aynı zamanda bu okuyuş tarzına, aralarında fark olsa da “tertil” de denir. 

  1. b) Tedvîr

Sözlükte bir şeyi döndürüp çevirmek ve daire şeklinde yapmak denektir. Tecvîd ilminde, Tahkik ile Hadr arasında orta süratte bir okuyuş demektir. Bu okuyuşta medd-i munfasılları iki veya üç elif miktarı çekilir. 

  1. c) Hadr 

Sözlükte bir şeyi hızlıca yapmak, acele etmek anlamına gelir. Tecvîd ilminde Kur’ân’ı en hızlı tarzda okumaya denir. Bu okuyuşta medd-i tabii, medd-i munfasıl, medd-i arız ve medd-i lînler birer elif, medd-i muttasıl ve medd-i lazımlar, 2-3 elif miktarı çekecek şekilde hızlı okunur.

Asım ve Hamza ile Nafi'nin Verş kıraatleri tahkik; 

İbn Amir, Kisâî ve Halef kıraatleri tedvir;

Kâlûn, İbn Kesîr, Ebu Amr, Ebu Cafer ve Yakub kıraatleri hadr tarzında okunur. 

Bunların hiçbirinde bir harf veya harekenin hakkı çiğnenecek şekilde okumak caiz olamayacağı için, asıl manasıyla tertil, kıraatlerin hepsinde şarttır. 

Kıraatleri böyle tahkîk, tedvir ve hadr şeklinde kısımlara ayırmaya cevaz veren ayet, Müzzemmil suresinin, "Kur’ân’dan size kolay geleni okuyun" anlamındaki 19’uncu ayeti (Yazır, Müzzemmil 73/19) ve Peygamberimiz (s.a.v)’in şu sözüdür: “Bu Kur’ân, yedi harf üzerine inmiştir. Öyle ise Kur’ân’dan size kolay geleni okuyun” (Buharî, Tevhîd, 53) Peygamberimiz (s.a.v), “Kur’ân’ı sesinizle süsleyin” (Ebu Dâvûd, Salât, 355, No: 1468) sözü ile kıraatin eda ve seda açısında güzel okunması istemektedir.

 Ülkemizde okunan kıraat, kıraat imamlarından Asım kıratının Hafs rivayetidir.

Lahn: Kur’ân’ı hatalı olarak okumaya “lahn” denir. Sözlükte kıraatte hata etmek, başkasının anlayamayacağı şekilde konuşmak, irapta hata ederek konuşmak, lehçe, lügat, dil, makam, nağme, melodi, ses ve nota gibi anlamlara gelen lahn, bir kırat terimi olarak, harfleri ve kelimeleri doğru olarak okumamaktır. Buna zelletü’l-kârî de denir. 

Lahn, lahn-i celî ve lahn-i hafî olmak üzere iki kısımdır. Lahn-i celî, anlamı bozacak şekilde kelimeleri yanlış okumaktır. Mesela kelimedeki “tı-ط” harfini, ”د-dal” gibi, “z-ز” harfini, “z-ذ” harfi gibi bir harfi başka bir harfin yerine okumaktır. اَلَّذِي yerine اَلَّزِي okumak lahn-i celîdir. Lahn-i hafî, anlamı bozmayacak şekilde, çekilmeyecek harfi çekmek gibi kelimenin okunuşunda yanlış yapmaktır.

 Kur’ân’ı lahn ile okumak, “Kur’ân’ı tertil üzere oku” (Müzzemmil 73/4) emrine muhalefet olur.