KUR’ÂN’IN 1400 SENE ÖNCE HABER VERDİĞİ GERÇEKLER

Çarşamba, 18 Mayıs 2022 09:55 Ahmet Türkan
Yazdır

Eskiden dağların kazık gibi yere çakılı olduğunu kimse düşünemezdi. Yeni yapılan araştırmalar neticesinde ise yer kabuğunun yaşadığımız sert tabakası altında yumuşak bir tabakanın var olduğunu, her dağın da bu yumuşak tabakanın içine giren uzantısı bulunduğunu, böylelikle yumuşak tabakaya karşı sert tabakanın sabit tutulduğu ortaya çıkmıştır. Bu gerçek Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade edilir: “Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için direk kılmadık mı?” (Nebe s. 7) “Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik.” (Enbiya s. 31)

Bitkiler aleminde de cinsiyetin bulunduğu son zamanlarda bilim dünyası tarafından kabul edilmişken, bundan 14 asır evvel bu konuda hiçbir kişinin fikir yürütmediği bu konuda Kur’ân-ı Kerîm: “Yerin yetiştirdiklerinden (bitkilerden) kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allâh (c.c.) münezzehtir.” (Yasin s. 36)

Bu âyetler gösteriyor ki, Kur’ân-ı Kerîm, Yüce Allâh’ın seçkin elçisine vahiy yoluyla tebliğ ettiği mukaddes kelâmıdır. Bu ilmi gerçekler, Kur’ân’ın semaviliğini tasdik ettiği gibi, Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’in peygamberliğini de tasdik ve teyid etmektedir.

Göklerde, okyanusların derinliklerinde, toprağın altında veya canlılarda, bitkilerde, hayvanlarda ve tüm insanlardaki oluşumun bütün sırları, insanoğluna ancak bugün bazı teknik araçlarının bulunmasıyla ulaşabilmişken, Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’e 1400 küsur yıl önce bu gerçekleri kim haber vermiştir. İşte bunlar, düşünen ve araştıran her insana bu Kur’ân’ın Allâh (c.c.)’un ilmiyle indiğini ve beşer ürünü olmadığı gerçeğini gösterir.

 

(Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünnet ve Âkâidi, s.131)